Atatürk’ün Sanata ve Spora Verdiği Önem

0
36

Atatürk’ün sanata ve spora verdiği önemi bilmeyen yoktur. Cumhuriyet döneminde sanat ve spor alanında yapılan gelişmelere çok destek veren Atatürk sporculara da çok değer vermiştir. Atatürk’ün spor alanında yaptığı çalışmalar, sanata ve spora verdiği önem konulu haberimizi okuyacaksınız.


Atatürk’ün Spor Alanında Yaptığı Çalışmalar

1915- Osmanlı Genç Cemiyetleri Başmüfettişi oldu. Hazırladığı raporda gençlerin köylerde de spor yapabilmesi için spor tesislerinin yapılmasını önerdi.

1918- Fenerbahçe Kulübü’nü 3 Mayıs günü ziyaret etti. Amacı Kurtuluş Savaşı sırasında Anadolu’ya sevk edilecek silahların, kulübün arkasındaki Kurbağlıdere vasıtasıyla kaçırılışını planlamaktı. Silahların kaçırılış yolunu izlemek için, kulüpten tekneyle ayrıldı. Daha sonra da Samsun’a gidip Kurtuluş Savaşı’nı başlattı.

1920- Muhafızgücü, askeri bir spor kulübü olarak kuruldu. Çok ciddi başarılara imza attı. General İsmail Hakkı Tekçe, kuruluşundan itibaren 5 Eylül 1940 tarihine kadar hiç aralıksız yirmi yıl kulübün başkanlığını yaptı. Sporcuları arasında birçok generaller hatta Genelkurmay başkanları çıktı.

1921- Topraklarımızda faaliyet gösteren Genç Erkekler Hristiyan Birliği, spor karşılaşmaları ve organizasyonları düzenliyordu. Amacı, Türkiye’nin Amerikan mandasına girmesini sağlama propagandasıydı. Atatürk; bu oluşuma karşı Türkiye İdman İttifakları Cemiyeti’nin güçlenmesi için, mali katkıda bulundu. Güçlenmesini sağladı.

1921- Lozan görüşmeleri sırasında, Türkiye’ye uygulanan Olimpiyat ambargosunu kaldırttı.

1922 Bizi zafere götürecek Büyük Taarruz’un başlayacağı tarih ve saati komutanlarına bildirmek için, Birnici ve İkinci Ordu arasındaki final maçı için Akşehir’e gitti. Hayatında seyrettiği ilk futbol maçı Türkiye’nin tarihinin ve talihinin değiştiği stratejik bir maçtı.

1923 Osmanlı Genç Dernekleri Başmüfettişi iken önerdiği ancak yaşama geçirilemeyen projelerini bu tarihte çıkardığı Köy Kanunu ile devreye soktu. Köylere tesis yapmaya mal igücü yetmese de güreşlerin yapılmasını zorunlu kıldı.

1924 -Tam 14 yıl boyunca ardı ardına düzenli olarak devam edecek olan ilk Spor Kongresi’ni topladı.

1924- Türkiye daha önce katıldığı Olimpiyatlarda, sporcuları yarışmasına rağmen devlet statüsünde değerlendirilmiyordu. Kişisel başvurular kabul ediliyordu. 1912 ve 1916 Olimpiyatlarına böyle katılmıştık. 1920’de ise kişisel başvurulara savaş suçlusu olarak boykot yedik. Atatürk’ün ısrarı üzerine, görüşmelerde hem boykot kaldırıldı hem de Türkiye’nin ilk kez devlet satüsünde katılması kabul edildi. Böylece 1924 Paris Olimpiyatlarına resmi statüde ilk kez katılmış olduk. Birinci Dünya Savaşını kaybeden Almanya ve İtalya gibi ülkeler, kendilerine dayatılan her türlü andlaşmaya imza atmak zorunda kaldılar. Savaşı kaybeden ülkeler grubunda yer almasına rağmen Türkiye ise, antlaşma için şart koşan ve önerileri kabul edilen tek ülke oldu.

1925- At ve At Yarışı İslah Encümeni’ni kurdu. Ankara Hipodrumu’nu inşa ettirdi.

1925- Altay Kulübünü ziyaret etti. Daha sonraki yıllarda Altay’ın İngiliz Donanması’nı 1-0 yendiği maçta büyük sevinç duymuş, soyadı kanunu çıktıktan sonra bu maçı birlikte izlediği Fahrettin Paşa’ya Altay soyadını vermişti.

1926- Atatürk’ün isteği ve Ömer Besim Koşalay’ın çabalarıyla ilk bayan atletlerimiz faaliyetlere başladı. Nermin Tahsin, Emine Abdullah, Mübeccel Hüsamettin, Türk kadınlarının ilk sporcuları olarak tarihe geçti.

1927- Kürekte Şerefnur, Vecihe, Leyla, Melahat, Nevlihal ve Kamran hanımlar devreye girdi. Teniste ise Vecihe Taşçı, Mediha Bayar, Adriyel Satak ve Hidayet Karacan gibi balanlar ön plana çıktı. Dünya’da bayanların ilk kez 1928 yılında Olimpiyata katıldığı göz önüne alınırsa, Atatürk’ün Türk bayanlarını spora sokma açısından oldukça erken davrandığını görülür.

1927- At yarışlarının en büyüğü Gazi Koşusu’nu başlattı.

1928- Türk futbolunda Gençler Ligi’ni ilk defa Atatürk başlattı. Ölümü ile birlikte kaldırıldı. Leblebi Mehmet, Olimpiyatlarda futbol oynamış ilk ve tek Türk futbolcudur.

1930- Türkiye Binicilik Federasyonu’nu kurdurdu. O dönemde kazanılan başarılara bugünlerde hala ulaşılamadı.

1930- Galatasaray Lisesi’ni ziyaretinde spor salonu olmadığını gördü. Yakında cami bulunduğu için mescidin yerine spor salonu yapılmasını istedi.

1931- New York’tan hareket ederek, Okyanusu geçip İstanbul’a inerek dünya rekoru kıran Amerikalı havacıları Yalova’da kabul etti. Rekor denemesinin tüm masraflarını Türkiye karşıladı. Türkiye tarihindeki ilk sponsorluk Atatürk’e nasip oldu.

1932- Çocuk Esirgeme Kurumu yararına Ankara’da düzenlenen güreşleri seyretti. Burada rastladığı Kurtdereli Mehmet Pehlivan’ın maddi sıkıntılar içinde olduğunu öğrenince dönemin çok büyük parası olan bin liralık maddi destekte bulundu. İş Bankası tarafından ödenen bu para Atatürk’ün emriyle kendi maaşından kesildi.

1932- Katıldığı Uluslararası Nice Kupası’nda ikinci olan binici Saim Polatkan’a, Çankaya isimli atı iki yıllık iaşe bedeliyle armağan etti.

1933- Çankaya adlı atla Ankara’daki konkurhipik yarışlarına gayrıresmi olarak katıldı. Parkuru engel devrimeden tamamladı.

1935- Anadolu ve Rumeli Fenerleri tahlisiye istasyonları arasında, Oxford-Cambridge arasındaki rekabete benzeyen kürek yarışları vardı. Kabotaj Bayramları nedeniyle yapılan bu yarışları düzenli olarak izlemeye başladı.

1935- Türk Havacılık sporuna çok önemli bir katkı sağlayacak Türk Kuşu’nu kurdu.

1935- Beşiktaş Kulübü Başkanı Ahmet Fetgeri’nin 19 Mayıs’ın Gençlik ve Spor Bayramı olarak her yıl kutlanma önerisini kabul etti.

1935- Türkiye İdman İttifakları Cemiyeti’nin adı Türk Spor Kurumu oldu ve doğrudan CHP’ye bağlandı. İsmet İnönü, Hitler Almanyası’ndan esinlenerek böyle bir karar almıştı.

1936- Berlin Olimpiyatları’nda ilk altın madalya kazanan güreşçi Yaşar Erkan’a çektiği telgrafta, şükran duygularını sundu..

1936- Fenerbahçe Kulübü’nün Kalamış koyuna bakan kısmına spor tesisi dışında hiçbir tesis yapılmamasını şart koştu. F.Bahçe ve G.Saray’ın bugün o bölgede sahip olduğu tesisler, Atatürk’ün vasiyeti sonucudur.

1938- Binicilikteki Mussolini Kupası’nı kazanan ekipteki dört sporcu, Atatürk’ün süvarileri olarak tarihe geçti.

1938- Son defa 19 Mayıs gösterilerini izledi. Bu onun halk içinde olduğu son törendi.

Atatürk’ün Sanata Verdiği Önem

Atatürk, yaşadığı dönemde milli kültürün bir aynası olan sanat anlayışını benimsemiştir. Çünkü o dönem Türkiye’nin yeniden yapılanma süreciydi ve milli kültürün oluşması önemliydi. Burada sanat bir araç görevi görecekti. “Güzel sanatlarda muvaffak olmak, bütün inkılaplarda başarıya ulaşmak demektir. Güzel sanatlarda muvaffak olamayan milletler ne yazık ki, medeniyet alanında yüksek insanlık sıfatıyla yer almaktan ilelebet mahrum kalacaklardır. Milletimizin güzel sanatlar sevgisini her türlü vasıta ve tedbirlerle besleyerek inkişaf ettirmek milli ülkümüzdür” sözleriyle Atatürk bu sanatın Türk milleti için ne kadar önemli olduğunu vurgulamıştır.

Sanayi-i Nefise Osmanlı zamanından kalmadır ve burası Atatürk tarafından imar ettirilip Güzel Sanatlar’a dönüştürülmüştür. Avrupanın çeşitli sanat merkezlerine burada yetişmiş olan sanatçılar gönderilmiştir. Avusturya, Fransa ve Almanya’ya pek çok öğrenci heykel, mimarlık ve resim sanatlarını öğrenmesi için gönderilmiştir.

Atatürk’ün sanatçıya verdiği değer çok büyüktür. Devrin Türk ocağında İstanbul Şehir Tiyatrosu’ndan Ankara’ya gelen sanatçılar temsiller vermektedir. Henüz devlet tiyatroları kurulmuş değildir. Atatürk bu temsillerden birini izlemiştir ve çıkışında sanatçıları Çankaya’ya davet etmiştir. Çankaya’da ağırladığı sanatçılar kendisine iltifat yağdırmaktadır. Reşit Galip ayrılma vakti geldiğinde sanatçılara Atanın elinin öpülmesi gerektiğini söylemiştir. Atatürk ise “Sanatçı el öpmez, sanatçının eli öpülür” diyerek sanatçıların ellerini öpmüştür.

Atatürk’ün Spora Verdiği Önem

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk, çağdaş bir toplum yaratmanın bütün unsurlarını tespit etmiş ve gerekli çözüm yollarını da beraberinde Türk Milleti’nin ve insanlığın hizmetine sunmuştur.

Atatürk’ün her konuda olduğu gibi, spor konusundaki görüşleri de çağdaş, günümüz şartlarıyla bağdaşan, kalıcı ve geçerli görüşlerdir. Atatürk, emanetinin yücelmesi ve gelişmiş batılı ülkeler düzeyine ulaşabilmesi için genç kuşağın bedenen, ruhen, zihnen, fikren, ahlâken ve ilmen iyi yetiştirilmesi gerektiğine inanmıştır. Bu nedenle Atatürk, gençliğin “beden eğitimi ve spor” faaliyetlerine spor ve sporcuya büyük önem vermiştir. Bu önem Atatürk’ün sporcu kişiliğinden de kaynaklanmaktadır.

Sporu her yönü ile teşvik eden Ulu Önder Atatürk, spor sayesinde zindelik ve güç kazanılacağını söylüyordu. Sağlık açısından vazgeçilmez bir unsur olan sporu kendisi de yapmaktaydı. En çok sevdiği spor ise güreşti. Güreşi her yönü ile teşvik ettiği gibi sık sık güreş müsabakalarını da izlemekteydi. Başarılı olan Milli güreşçileri tebrik edip ödüllendirdiği gibi, onların galibiyeti ile heyecanlanır, büyük sevinç duyardı. Özel bir sevgi duyduğu ağır sıklet dünya şampiyonumuz Çoban Mehmet’le bir müsabaka sonrası Florya’daki Cumhurbaşkanlığı Köşkü’nde şakalaşmış ve ona şöyle demişti:

– Sen herkesi kolayca yeniyorsun Mehmet, seninle güreş tutsak, beni de yenebilir misin?
– Çoban Mehmet’in cevabı ise; “Sizi bütün dünya yenemedi Paşam, ben nasıl yenebilirim?…” şeklindeydi.
Büyük Atatürk, Çoban Mehmet’in bu cevabı karşısında duygulanmış ve kendisini alnından öpmüştü.

Atatürk’ün bilfiil yaptığı üç spor vardı. Askerlik hayatında başladığı ve ömrünün son yıllarına kadar fırsat buldukça sürdürdüğü binicilik, İstanbul’da geçirdiği yaz tatillerinde devamlı olarak uğraştığı yüzme ve zaman zaman da kürek sporları… Yaz aylarında, Florya Köşkü’nde istirahatta bulunduğu günlerde sandala binerek kürek çekmeden çok hoşlandığı bilinen bir gerçektir. “Denize inmek medeniyetin şiarıdır” diyen Atatürk, İstanbul Fenerbahçe kıyılarının gençliğin deniz sporlarıyla uğraşacağı bir merkez haline getirilmesi yolunda ilgililere direktifler vermişti. Onun için sporu her yönü ile destekleyen, bazı spor dallarını ise bilfiil yapan Atatürk’ün spora verdiği değeri Türk Gençliğinin yetişmesi açısından rehber olarak görmek lazımdır.

Atatürk, her alanda olduğu gibi sporda da bilim yolundan ayrılmamayı tavsiye ederken, sporun üzerinde ısrarla durmuş ve ona yeni bir benlik kazandırmıştır. “Müspet bilimlerin temellerine dayanan, güzel sanatları seven, fikir terbiyesinde olduğu kadar, beden terbiyesinde de kabiliyeti artmış ve yükselmiş olan erdemli, kuvvetli bir nesil yetiştirmek ana siyasetimizin açık dileğidir” sözleriyle de bunu kanıtlamıştır.

Atatürk dönemi spor politikası incelendiğinde, onun konuya bugünkü manâda baktığı, ancak o günün imkan ve şartları ile ülke yönetimi doğrultusunda olaya devletçi bir yaklaşım gösterdiği anlaşılmaktadır.

Ulu önderin Türk sporundaki ilk imzasını izcilikte görmekteyiz. 1915 yılında, “Osmanlı Genç Dernekleri Genel Müfettişliği” ne atanmasından kısa süre sonra bir rapor hazırlayarak zamanın hükümetine sunar. Bu raporunda Miralay rütbesindeki Mustafa Kemal’in Genç Dernekleri Yönetmeni olarak, üzerinde durduğu ana noktalar şunlardı:

Yeni neslin fikri ve bedeni eğitimi için genç dernekleri ve izcilik ele alınmalıdır.
Gençler 12 yaşından itibaren esaslar dahilinde yetiştirilmelidir.
Beden eğitimi okullarda programlı olmalıdır.
Spor kulüplerinde sağlığın korunması, spor fizyolojisi ele alınmalıdır.
Spor kulüp başkanları siyasetin dışında kalmalıdır.
Beden eğitimi ders Saatleri arttırılmalıdır.

Atatürk’ün Türk sporuna gerçek desteği ve katkısı sporun ülkede yaygınlaştırılması ve örgütlenmesi yolunda olmuştur. Türkiye’nin ilk spor teşkilatı olan “Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı” 1922’de İstanbul’da kurulmuştu. Cumhuriyet ilkelerine bağlı olarak kurulan bu ilk spor cemiyetinin ve federasyonlarının yöneticileri Atatürk’ün yarattığı ortamla seçimle belirlenmiş ve demokratik bir şekilde spor örgütlenmelerinin temelleri atılmıştı. Atatürk o günlerde, “Türk sosyal yapısında spor hareketlerini düzenlemekte görevli olanlar, Türk çocuklarının spor hayatını yükseltmeyi düşünürken sadece gösteriş için herhangi bir yarışmada kazanmak amacıyla bir spor politikası oluşturamazlar. Esas olan, bütün, her yaştaki Türkler için beden terbiyesini sağlamaktır” diyerek, sporda hedefin halkın sağlığı ve toplum sporu olduğunu işaret ederek, günümüzde hâla erişilmek istenen ideal olan “Herkes İçin Spor” hedefini tespit etmiş ve görevlileri bu konuda uyarmıştır.
16 Ocak 1923 tarihli Bakanlar Kurulu toplantısında, “Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı (TİCİ)” kamu yararına dernek olarak kabul edilmiş ve böylece ilk kez devlet spora ve sporcuya destek ve yardım elini uzatmıştır. Nitekim, Yeni Türk Devleti’nin bütün kaynak ve imkansızlıklarına rağmen, 1924 Paris Olimpiyatları’na katılma kararı da takdire şayan bir uygulama idi ve kararın altında Atatürk’ün imzası vardı.

1924 yılında yayınlanan köy yasası ile köylerde güreş, cirit ve atıcılık gibi köy oyunlarını özendirici hükümlere yer verilmiştir. 1930 yılında çıkarılan Belediye Yasası, belediyelere “çocuk bahçeleri, spor alanları, yerel ihtiyaçlara uygun stadyumlar yapmak ve işletmek” gibi yükümlülükler getirmiştir. Bu Gün hala uygulanmasına ihtiyaç duyulan bu yasanın, Atatürk’ün ölümünden sonra uygulanmamasının sonuçlarını bizler yaşadık; dileğimiz çocuklarımızın yaşamaması. Yine 1932 yılında Atatürk’ün talimatıyla kurulan halkevlerinin yapması gereken çalışmalar arasına spor da eklenmiştir.

Türk sporu, Atatürk döneminde devletin kontrolü altına girmiştir. 1936’da Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı’nın yerine yarı resmi bir kuruluş olan “Türk Spor Kurumu” kurulmuş ve zamanın tek partisi olan Cumhuriyet Halk Partisi’ne bağlanmıştır.
Milli mücadeleye başlamak, Misak-ı Milli’yi ilan etmek ve Kuvayı Milliye’yi kurmak amacıyla, Samsun’da Anadolu topraklarına Ayak bastığı 19 Mayıs 1919 gününü de TBMM’nin 20 Haziran 1938 tarihinde 3466 sayılı kararı ile “Gençlik ve Spor Bayramı” olarak kabul edilmesini sağlayarak, Türk gençliğine verdiği önemi ortaya koymuştur. 23 Nisan Çocuk Bayramı gibi dünyada eşine rastlanmayacak kararlardan birini daha alan ve yasalaştıran Atatürk, Türk gençliğini spora yönlendirerek, enerjilerini vatansever bir duygu içinde, Türkiye’nin kalkınmasına yönlendirmeyi amaçlamıştır.

Atatürk’ün direktifleriyle hazırlanan ve ülkemiz sporunu 48 yıl yönlendiren 3530 sayılı “Beden Terbiyesi Kanunu” 29 Haziran 1938 Günü kabul edilmiştir. Atatürk’ün hastalığı yüzünden, TBMM’nin 1 Kasım 1938’deki açılışında Başbakan Celal Bayar tarafından okunan nutkunda spor için söylediği son sözleri şöyledir: ” Her çeşit spor faaliyetlerini, Türk gençliğinin milli terbiyesinin ana unsurlarından saymak lazımdır. Bu işte hükümetin şimdiye kadar olduğundan çok daha ciddi ve dikkatli davranması, Türk gençliğinin spor bakımından da milli heyecan içinde itina ile yetiştirilmesi önemli tutulmalıdır. Türk gençliğinin kültürde olduğu gibi spor sahasında da idealine ulaştırılması için Yüksek Kurultayın kabul ettiği “Beden Terbiyesi Kanunu’nun tatbikine geçildiğini görmekle memnunum”.

Görüldüğü gibi, Atatürk’ün spor anlayışı, geçliğe yaklaşımı ve düşünceleri günümüzde güncelliğini hala korumaktadır.Ancak bu kadar açık yol gösterici liderimize rağmen sporda istenilen noktaya henüz ulaşılabildiğimiz söylenemez. Buna rağmen sporun yaygınlaşmasında, eğitiminde, uluslar arası spor organizasyonlarında gerek milli takımlar düzeyinde gerekse kulüp takımları düzeyinde son yıllarda alınan başarılı sonuçlar ve spor tesislerindeki önemli artışlar sevindirici gelişmeler olarak kaydedilebilir. Bu gelişmeler, yeni nesillerin Atalarından alacakları ilhamla Türkiye’nin geleceğe daha emin adımlarla ilerleyeceğini ve her alanda olduğu gibi spor alanında da layık olduğu yere geleceğini göstermektedir.

 

Anahtar Kelimeler
ataturk hangi spor dallarina ilgi duymuş ve spor dallarini yapmistir,atatürkün spora verdigi deger

HENÜZ YORUM YOK

NE DÜŞÜNÜYORSUN?