Sağ el ve ayak parmaklarında uyuşma ve kasılma nedenleri

0
1055

Soru: Yaklaşık 6 aydır sağ el ve ayak parmaklarımda uyuşma, istemsiz kasılma ve hareket oluyor. Ayrıca son zamanlarda boyun ve sırt ağrısı çekiyorum. Bu durum distoni veya belirtisi olabilir mi? Doktora başvurmam gerekir mi?


Cevap: Beyindeki, hareketi kontrol eden merkezlerde oluşan problemler Parkinson’dan, esansiyal tremora ve distoniye kadar geniş bir grup hastalığa yol açıyor. Titreme, istemsiz hareketler ya da hareketlerde yavaşlıkla kendini gösteren bu hastalıkların tedavisi öncelikle ilaçlarla yapılıyor.

İkinci tedavi seçeneği ise cerrahi müdahale…

Hareket bozuklukları, hareketi ince planda kontrol eden beyindeki merkezlerin hastalıklarına bağlı olarak oluşan ve yavaşlık ya da istemsiz hareketlerle kendini gösteren geniş bir grup hastalığı kapsıyor. Bu hastalıklardan en sık görüleni temelde yavaşlık ve titreme ile seyreden Parkinson hastalığı. İstemsiz hareketlerin görüldüğü bir başka hareket bozukluğu ise genç erişkinlik döneminde başlayan ve yaşla birlikte artan iyi huylu bir titreme bozukluğu olan esansiyel tremor hastalığı. Vücudun değişik bölgelerini etkileyen istemsiz kasılmalarla kendini gösteren hareket bozuklukları arasında en sık görüleni ise distoni olarak adlandırılıyor. Parkinson, esansiyal tremor ve distoni hastalıklarında tedavi öncelikle ilaçlarla yapılıyor. Ancak kullanılan çeşitli ilaçlardan yeterli yarar görülmediği takdirde cerrahi yöntemlere başvurulabiliyor.

el-uyusmasi-ve-karincalanmasi
Kronik Bir Hastalık: Parkinson

Nedenleri: Parkinson hastalığı, beyindeki dopamin hücrelerinin hasara uğraması sonucunda oluşan kronik bir hareket bozukluğu hastalığı. İlk kez 1817 yılında İngiliz hekim James Parkinson tarafından “titrek felç” adıyla tanımlanmış. Hastalığın başlama yaşı 40 ile 70 arasında değişse de genellikle 60 yaş sonrasında başlıyor. Ancak hastaların yüzde 5 ile 10’unda semptomlar, 20 ile 40 yaşları arasında ortaya çıkıyor. Parkinson hastalığının görülme sıklığı erkeklerde kadınlara oranla biraz daha fazla. Parkinson hastalığı sinsi başlayan ve ilerleyen bir hastalık olduğu için semptom ve bulguları hasta ve yakınları tarafından yaşlanmanın doğal bir belirtisi olarak algılanıyor.

Belirtileri: Parkinson hastalığının üç temel belirtisi olduğunu vurgulayan Acıbadem Hastanesi Bursa Nöroloji Bölümü’nden Dr. Nebahat Bilici, bu belirtilerin tremor (titreme), rijidite (kas sertliği) ve bradikinezi (hareketlerde yavaşlama) olarak adlandırıldığını söylüyor ve şu bilgileri veriyor: “Titreme çoğunlukla bir parmakta, elde, bazen de bir ayakta ortaya çıkar. Başlangıçta aralıklı olup zamanla sürekli hal alır ve karşı uzva da geçer. Rijidite ise daha çok kollarda, bacaklarda, boyunda ve bazen de sırttaki kas gruplarının aynı anda kasılarak harekete engel olmasıdır. Bradikinezi, Parkinson hastalığının belki de özürlülük yaratan en temel belirtisi olan hareketlerdeki yavaşlamadır. Bu, hastaların en çok sıkıntı çektiği bulgulardan bir tanesidir.”

Denge bozukluğu, küçük adımlarla yürüme, öne doğru hafifçe eğik durma, konuşmada bozulma, ciltte yağlanma, kabızlık, idrar yapma bozuklukları, yutma güçlüğü, tükürük salgısının artışı gibi belirtiler Parkinson hastalığı ile görülebilen diğer şikayetler. Ayrıca Parkinson hastalarında anksiyete, depresyon, uyku bozuklukları, saldırganlık, halüsinasyon ve psikoz gibi psikiyatrik belirtiler de görülebiliyor.

el-uyusmasi

İlaç tedavisi: Parkinson, kronik bir hastalık olduğu için verilen ilaç tedavisi de ömür boyu sürmek zorunda. Hastalığın tedavisinde kullanılan ilaçlar, özellikle hareketlerde yavaşlama ve kas sertliği üzerine etki gösteriyor. Bu ilaçlar etkili olmasına rağmen yan etkileri oldukça fazla. Bu nedenle ilaç tedavisindeki genel prensip, düşük dozla başlayıp dozu yavaş bir şekilde artırmak ve böylece yan etki olasılığını azaltmak. Parkinson tedavisinin temelinde tedavinin yarar ve zarar dengesinin kurulmasının yattığını belirten Dr. Bilici, eğer yan etkiler hastanın hayatında ve yaşamsal fonksiyonlarında ciddi bir problem yaratmıyorsa ilaçların mutlaka kullanılmasını önerdiklerini söylüyor. Bir diğer grup ilaç ise hastada hareket yavaşlığı, titreme ve kas sertliğine sebep olan beyindeki inhibitör (baskılayıcı) sistemi devreden kaldırmak amacıyla kullanılıyor. Bunlar özellikle titreme üzerinde çok etkili ancak genç hastalarda tercih edilmesi gerekiyor. Çünkü 60 yaşın üzerindeki hastalarda unutkanlık ve mental fonksiyonlarda yavaşlama yapıyor. Ayrıca göz tansiyonu olan hastalarda kullanılmaması gerekiyor. İlaç, beyindeki dopamin hücrelerinin sentez ve salınımını artırıyor. Ancak ileri yaşlardaki hastalarda halüsinasyon, şuur durumunda bozulma ve algı güçlüğüne yol açabiliyor.

İstemdışı Kas Kasılmaları: Distoniler

Nedenleri: Distoni, kasların istem dışı oluşan seğirmelerini, spazmlarını ya da hareketlerini içeren bir grup duruma verilen ortak bir isim. Sürekli veya tekrarlayıcı istem dışı kas kasılmaları olarak tanımlanan distoniler, eğilip bükülme ve dönme hareketleri şeklinde gerçekleşiyor. Hareketi ince planda kontrol eden beyindeki merkezlerin hastalıklarına bağlı olarak oluşuyor.

Belirtileri: Bu spazmlar ve hareketler, gözler, boyun ya da bir uzuv (kol, bacak) gibi vücudun bir kısmında (genel distoni), boyun ve kollar gibi daha büyük bir bölgede (segmental distoni), vücudun birçok bölgesinde (mültifokal distoni), aynı taraftaki bir kol ve bacakta (hemidistoni) veya vücudun bütününde (genel distoni) görülebiliyor. En sık görülen distoni tiplerinden birisi blefarospazm yani göz çevresindeki kaslarda görülen distoni. Göz kırpmada ya da kısmada artış ve gözleri açık tutmakta yaşanan genel güçlük blefarospazmın erken semptomları arasında sayılıyor. Hastada, gözlerin kırpılması ya da kısılması gitgide sıklaşıyor ve sürekli hale gelip göz kapaklarını tamamen kapanmaya zorlayıncaya kadar devam ediyor. Bu durumun ilerlemiş aşamasında hastalar gözlerini açamaz duruma geldikleri için fonksiyonel körlük yaşıyorlar. Yani görme bozukluğu olmadığı halde göremez duruma geliyorlar. Hastalığın ortalama başlangıç yaşı 50. Kadınlarda erkeklerden 3’te 2 oranında daha fazla görülüyor. Göz irritasyonu, fotofobi (ışığa duyarlılığın artışı) ve aşırı göz kırpma refleksi hastalığa eşlik ediyor. Stres, yorgunluk, yukarı bakma, parlak ışık, araç kullanma, TV seyretme ve konuşma gibi faktörler hastalığı artırabiliyor.

Hastalığın sık görülen başka bir tipi ise spazmodik disfoni. Distoninin bu tipi boğazda bulunan gırtlak kaslarını dolayısı ile ses tellerini etkiliyor. Vurgulu kısık sesle veya kesik kesik konuşma, çoğunlukla spazmodik disfoninin ilk görülen semptomları oluyor. Bu durumda, ses teli kasları kasılarak konuşmayı gitgide zorlaştırıyor, hatta bazen olanaksız hale getiriyor. Servikal distoni ise hastalığın en sık görülen tipi. Boynu etkileyerek başın dik tutulmasını zorlaştırıyor. Boyun kaslarının kasılması sonucunda baş yana, arkaya veya öne eğik pozisyonda kalır. Bu durumların neden olduğu anormal duruşlar sıkıntı verici ağrıya yol açabiliyor. Hastaların 2/3’ü kadın, ortalama görülme yaşı ise 50. Ekstremite distonisi ya da yazar krampı olarak adlandırılan tipte ise kişi, yazı yazmaya başladığı zaman el ve ön kol kaslarında spazm meydana geliyor. Yazar krampı 20 ile 50 yaşları arasında başlıyor. Stres ve fiziksel yorgunluk ile artıyor. Oromandibular distoni, çiğneme kaslarında oluşan kas kasılması. Buna bağlı olarak konuşma, çiğneme ve yutma güçlüğü gelişiyor. Gövde distonisi, gövdede öne, arkaya, yanlara doğru eğilip bükülme hareketleri ile kendini gösteriyor. Erken dönemde, gövde hareketleri sadece yürüme ve koşma sırasında görülürken, ileri dönemlerde oturma ve yatma sırasında da ortaya çıkabiliyor.

İlaç tedavisi: Distoni tedavisinde eğer hastalık tek kasa veya birkaç grup kasa sınırlı ise oldukça etkin olan ve yan etkisi az olan Botilinum toksini (botox) ilk seçenek ve etkinliği 3-6 ay sürüyor. Diğer ilaç seçenekleri, geniş kas grubunda distoni var ise veya botilinum toksini tedavisine yanıt alınamaz ise tercih ediliyor.

Nedeni Belli Olmayan Titremeler

Nedenleri: Esansiyel tremor (benign ailevi tremor) en yaygın görülen nörolojik hastalıklardan biri olmasına rağmen neden oluştuğuna dair uzmanların elinde yeterli bir veri yok. “Nedeni belli olmayan titremeler” olarak da isimlendirilen bu hastalığın oluşumunda genetik faktörlerin rolü büyük. Hastalığın, beyincikteki çıkış yollarındaki bozukluk sonucu olarak ortaya çıktığı düşünülüyor.

Belirtileri: Hastalığın özelliği bilateral (iki taraflı) olması yani her iki elde de titreme görülmesi. Yaşla birlikte artış gösteriyor. Hastanın yazı yazma, bardak doldurma, yemek yeme gibi istemli hareketleri bozuluyor ve hayati fonksiyonları çok kısıtlanıyor. Baş, yüz, çene, ses, dil, gövde, bacaklarda titreme bazı vakalarda yıllar sonra ortaya çıkabiliyor.

İlaç tedavisi: Esansiyel tremorun sürekli ve yavaş ilerleyen bir hastalık olduğunu söyleyen Dr. Bilici, hastalığın kesin bir tedavisi olmadığı gibi tedavi seçeneklerinin de oldukça sınırlı olduğunu belirtiyor. “Medikal tedavide titremeyi baskılayan ve azaltan ilaçlar kullanıyoruz ve bu ilaçların hastalar tarafından çok iyi tolere edilebilmesi için düşük dozlarda ve yavaş yavaş arttırılarak kullanılması gerekir. Böylece yan etki olasılığı azalır, hastada optimum yarar sağlanmış olur” diyor Dr. Bilici.

Hareket Bozukluklarında Cerrahi Seçenekler

Hareket bozuklukları hastalıklarında ilaç tedavisi hastalar üzerinde oldukça etkili ve olumlu sonuçlar veriyor. Medikal tedavi birinci basamak, ancak medikal tedaviden yarar görülemediği durumlarda cerrahi tedaviye başvuruluyor. Hasta artık ilaca yanıt vermiyorsa, ilaç tedavisi hastada yeterli katkıyı getirmiyorsa, yeterli katkı getirse de aşırı yan etkileri dolayısıyla uygun dozda ilaç tedavisi uygulanamıyorsa, bu gibi durumlarda cerrahi yöntemler uygulanıyor. Beyin cerrahisinin, hareket bozukluklarından şikayetçi olan hastalara yardımcı olabilecek girişim yöntemlerinin en önemlileri iğneyle yakma, pil takma ve gamma knife yöntemleri. Hastanın şikayetlerine göre ameliyatla ulaşılması gereken beyindeki çekirdek belirleniyor. Titremesi çok olan hastada talamus çekirdeğine işlem yapılması gerekirken yürümesi sıkıntılı, adalelerinde sertlik ve hareketlerinde kısıtlılığı olan hastada pallidum çekirdeğine işlem yapılması gerekiyor. Ancak o bölgelere hangi yöntemle işlem yapılacağına hastayla konuşarak karar veriliyor. Hastaya iğneyle yakma, pil takma ve gammaknife yöntemlerinin avantajları ve dezavantajları anlatılıyor. Son kararı doktor ve hasta birlikte veriyor.

Uzmanlar, özellikle Parkinson hastalığının hareket hastalıkları cerrahisinde en büyük grubu oluşturduğunu söylüyor. Ancak ameliyatların hiçbiri Parkinson hastalığını tamamen yok etmeye yönelik değil. Ameliyatlar sonrasında, işe gidemeyen hasta işe gidebilir hale gelirken, eli titrediği için yemeğini yiyemeyen ya da suyunu içemeyen hasta bunları yapabilir hale geliyor. Hastanın Parkinson hastalığı ile ilgili medikal tedavisi ise ilaç dozları ayarlanarak devam etmek zorunda.

İğne İle Yakma Yöntemi

Bu yöntemde, titremeyi durdurmak, istemsiz hareketleri engellemek veya hastanın yürüyüşünü düzelterek günlük aktivitelerini artırabilmek için beyindeki bu bozukluklara sebep olan zincirin içindeki çekirdek hedeflenerek yakılıyor ve yok ediliyor. Bunların, beynin içinde yer alan mercimek büyüklüğünde küçücük çekirdekler olduğunu belirten Kozyatağı Acıbadem Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahı Uzmanı Doç. Dr. Selçuk Peker, bu çekirdeklere çok ileri bilgisayar teknikleriyle hesaplamalar yaparak ulaşabildiklerini söylüyor. Doç. Dr. Peker şu bilgileri veriyor: “Hedef çekirdek belirlendikten sonra küçük ve ince bir elektrotla oraya ulaşıyoruz. Elektrik enerjisiyle çekirdeği yakarak tahrip ediyoruz. Çekirdeğin yok edilmesiyle bozukluğa sebep olan zincir kırıldığı için hastanın varolan şikayetlerinde gerileme oluyor. Yakma işlemi talamus denen büyük çekirdekte yapılırsa buna talamotomi, palllidum denen çekirdekte yapılırsa buna pallidotomi deniyor. Her hastalıkta farklı bir yer hedef alınıyor.” Yakarak tahrip etme işleminin en büyük avantajı, bir elektrotla girip önceden belirlenmiş bölgeyi yakıp elektrotu çıkardıktan sonra işlemin bitiyor olması. En büyük dezavantajı ise yakma işlemi sırasında yapılanların kalıcı olması ve tekrar aynı yere girme seçeneğinin kısıtlı olması. Tedavinin titremedeki başarı oranı yüzde 90-95 civarında. Ameliyattan sonra hastaların titremesi tamamen duruyor. Hareketleri artırıcı ve ilaçlara bağlı gelişen istemsiz hareketleri azaltıcı ameliyat olan pallidotomi’de ise hastanın hareketlerin iyi bir düzeye gelme ihtimali yüzde 80 civarında.

Pil takma yöntemi

Bu grup cerrahi yöntemde, tespit edilen çekirdeklere ince bir elektrik kablosu yerleştirilip o elektrik kablosunun ucu göğüste bulunan bir pile bağlanıyor. Göğüs ön duvarında, cilt altında yer alan bu pil, çekirdeğe sürekli elektrik akımı vererek çekirdeğin fonksiyonlarını değiştiriyor. Elektrik enerjisi uygulamanın adı ise DBS (derin beyin stimülasyonu). DBS’de, beyinde hedeflenen yere yerleştirilen elektrot, göğse yerleştirilen pille kontrol edilebiliyor. Pilin dalga boyu, voltajı ayarlanarak oraya verilen elektrik enerjisinin düzeyi değiştirilebiliyor. Belirlenen bölgede hiçbir yer tahrip edilmiyor.

Doç. Dr. Peker bu işlemin avantajlarını şöyle anlatıyor: “Örneğin, elektrot takılan hastada bir yıl sonra hafif titremeler tekrar başlarsa, pil üzerinde gerekli ayarlamaları yaparak, elektrik enerjisini biraz daha artırarak ya da dalga boyunu değiştirerek titremeyi tekrar durdurmak mümkün. Cildin altındaki pile, elektromanyetik bir aletle müdahalede edip ayarlarını değiştirebiliyoruz, hatta kapatabiliyoruz. Beynin belirli bir çekirdeğine yerleştirilmiş olan elektrot, belli bir elektrik enerjisi yayarak etrafındaki alanda bulunan sinir hücrelerinde bir davranış değişikliğine yol açıyor. Belli bir zaman sonra, akım aynı kalsa da sinir hücrelerinin ona verdiği cevap değişiyor. Bu yüzden o sinir hücrelerine daha kuvvetli etki etmek gerekiyor. Bazen de elektrik akımı belli bir düzeyden sonra hastaya fazla gelebiliyor ya da yan etkiye sebep olabiliyor. O zaman da akımın düzeyinin azaltılması gerekiyor. Pil takmanın, tahrip ederek yakma yöntemine göre avantajları çok daha yüksek. Öncelikle yan etkisi daha az. Titremedeki başarı oranı ise yüzde 95’in üzerinde.” Talamusun altındaki çekirdeği (subtalamik nukleus) hedefleyen girişimlerde daha çok DBS tercih ediliyor. Özellikle buraya uygulanan DBS işleminde Parkinson hastalığının bir çok bulgularını geriletmek, hastanın aldığı ilaçların miktarını düşürmek mümkün olabiliyor. Bu yöntemle, yatağından kalkamayacak kadar kötü durumdaki bir hastayı günlük hayatını sürdürüp işine gidebilir hale getirmek mümkün.

Gamma Knife Tedavisi

Hareket bozukluklarının tedavisindeki bir başka seçenek de gamma knife teknolojisi. Bu tedavide yakarak tahrip etme işlemi gamma knife aracılığıyla yapılıyor. Gamma knife teknolojisi sadece talamus çekirdeği için kullanabildiklerini belirten Doç. Dr. Peker, bu işlemde amaçlarının hastanın kafasının içine iğne gibi herhangi bir şey sokmadan, hastanın kafatasını açmadan hatta hastayı ameliyathaneye almadan gama ışınlarını o çekirdeğe yönlendirmek ve orayı yakmak olduğunu vurguluyor. “Başarı oranı çok yüksek. Ancak gamma knife ile yapılan işlemin sonuçları diğer ameliyatlardan farklı olarak o anda değil birkaç ay sonra ortaya çıkıyor. Yani hastanın titremesinin geçmesi için birkaç aylık bir süre geçmesi gerekiyor. Çünkü hastaya verilen gama ışınlarının etkisi belli bir dönemden sonra ortaya çıkıyor. Gamma knife sonrasında hastanın hastanede yatması gerekmiyor. Hasta operasyondan sonra aynı gün evine gidebiliyor” diyor Doç. Dr. Peker.

Anahtar Kelimeler
cocuk sallamaktan ayak parmaklari uyusurmu,el kasılmasının nedenleri,parmak kasilmasinin sebebleri,el kasılması neden olur,el kasılması,sag parmaklarin silamaso nedendir,el ve ayaklarda kasilma,ayak parmağı kasılması,elde kasılma,sag ayak parmaklarin uyusup agrimasi

HENÜZ YORUM YOK

NE DÜŞÜNÜYORSUN?