Sözlü ve Yazılı Anlatım Nedir?


Anlatım, yazılı ve sözlü olmak üzere iki ayrılır. Anlatım denince aktartılmak istenen duygu ve düşüncelerin anlatıcıdan dinleyiciye tam bir şekilde aktarılması gelir. Eğer, anlatıcı, dinleyicisine anlatmak istediği şeyi tam olarak anlatamıyorsa bu durum önce anlatıcıdan kaynaklıdır. Bu bakımdan anlatının özelliklerini bilmek ve karşımızdaki dinleyiciye kendimizi tam olarak ifade etmek esastır.

  • Kişi, anlatımı ister yazı yoluyla yapsın ister konuşma yoluyla yapsın , anlatımı yapacak olanın bir takım kazanımlara sahip olması gerekir. Bu genel kazanımlar şöyle sıralanır.
  • İfade edilecek olan şey yazıyla de ifade edilse –  anlatımla da ifade edilse kesinlikle bu anlatıma ön hazırlık yapılmalıdır. Bahsedilen ön hazırlık illaki saatler sürecek diye bir kural yoktur, hazırlıksız konuşmada dahi anlatıcı sözlerini zihninde enaz üç kez tartmalıdır.
  • Anlatım tutarlı olmalıdır. Konudan konuya atlanan bir yazı veya anlatımda verim olmaz.
  • Anlatımda gözlem oldukça önemlidir. Anlatıcının bir gözlem kabiliyetinin olması onun ifade biçimini geliştirecektir.
  • Anlatım her ne olursa olsun bir bilgidir ve anlatıcı bu bilgi kaynaklarını iyi bilmeli, iyi değerlendirmelidir.
  • Toplanan bilgiler, şahsi bir elekten geçirilmelidir. Her bilgi konuşmaya da yazmaya değer deyildir veya her bilgi kesinlikle sizin maksatladığınız konuyla ilgili deyildir. Bu bakımdan anlatıcı tarafından toplanan bilgiler, anlatımın maksadına göre ayıklanmalı ve sınıflandırılmalıdır.
  • Yazının veya konuşmanın bütünlüğünü engelleyecek her türlü bilgi ve vakadan kaçınılmalıdır.
  • Gerek yazıda gerek konuşmada tecrübeli birisinden öğüt almak gerekir.
  • Yazıda ve konuşmada kültürel tasarruf ve yaşadığı çevreyi farkında varma önemlidir. Bu bakımdan kişi, kendi çevresini, kendi bilgilerini anlatımına işlemeli ama bunun dozunu iyi ayarlamalıdır. İnsanlar “ben” tipi konuşmalara çok fazla ehemmiyet vermemektedir.
  • Anlatıcının zevklerinin hepsi dinleyicide olacak diye birşey yoktur. Unutulmamalıdır ki herkes bir bireydir ve herkesin zevkleri bir deyildir. Bu bakımdan anlatıcı kendi zevklerini okuyucuya dikte etmemeli, kendi zevklerini anlatımda çok öne çıkarmamalıdır. Aksi bir durum oldukça itici bir görüntü vermektedir.

Anlatımda dikkat edilmesi gereken noktalar vardır. Bunları iyi belirlemek, anlatılmak istenen şeyi dinleyici veya okuyucuya onlar sıkmadan en kestirme yolda ve tam olarak aktarmayı kolaylaştırır. İşte bu anlatım özellikleri şunlardır:

  1. Anlatımda tema ve konu
  2. Anlatımı sınırlandırma
  3. Anlatının ve anlatıcının maksadı
  4. Anlatıcının tavrı
  5. Anlatımın özellikleri
  6. Anlatımının oluşturulması
  7. Anlatım türlerinin sınıflandırılması.

Şimdi, bu anlatım özelliklerini ana hatlarıyla aktaralım:

1. Anlatımda Tema ve Konu

Öncelikle şunu bilmek gerekir, her konu her anlatım türüyle anlatılmayabilir. Bu bakımdan temayla anlatım türü arasındaki bağlantıyı iyi kurmak gerekir. Örneğin duygusal yoğunlukta olan konular öyküleyici anlatım türü, manzara veya insan tahlilinde betimleyici anlatım türü esastır. Bilimsel bir konuyu öyküleyici anlatım türüyle edebî bir şekilde anlatmak anlatıcının maksadına ulaşmasını engelleyecektir. Anlatım türleri konusu, makaleler.com adresinde yakın vakitde işlenecektir.

Unutulmamalıdır ki temalar her ne kadar sonsuz da insanlık tarihi de epey fazladır. Bu bakımdan sizin işlediğiniz konu farklı bir konuşmacı veya yazar tarafından büyük ihtimalle geçmişte işlenmiştir. O yüzdendir ki çok okumak size diğer yazarların bakış açısını da katarak seçtiniz temayı daha iyi işlemenizi sağlayacaktır.

Yazılı anlatımda, yazıda ortaya konan  ve gözlemlenebilen her türlü mana ve dil malzemesine “içerik” denir. İçeriğin temeli de konudur zaten.

2. Anlatımı Sınırlandırma

Bir tema ve ona uygun bir anlatım türü seçtikten sonraki en önemli adım o anlatının sınırlarını koymaktır. İşlenmek istenen ana düşünce yazı yazılmadan veya konuşma yapılmadan önce belirlenmelidir ve bu ana düşünce en baskın şey olmalıdır. Unutulmalıdır ki bir metinde veya anlatıda lakin bir ana düşünce olabilir. Bu bakımdan da anlatının ana düşünce çevresinde dönecek kadar sınırlandırılması gerekir.

Anlatıcıya verilen süre, anlatıcının tavrı ve anlatının maksadı, anlatımının sınırlandırılmasını doğrudan etkiler. Bu bakımdan da anlatıdan önce kesinlikle prova yapılmalıdır.

Anlatımda yan fikirlerin çokluğu, anlatıcıya verilen vakit ile doğrudan alâkalıdır. Eğer anlatıcının zamanı azsa ana fikre en yakın yan fikirler işlenmelidir, şayet zaman ile alakalı bir sorun yoksa yan fikirler genişletebilir.

3. Anlatının ve Anlatıcının Amacı

İletişim belli bir maksat güder. Her anlatıda karşı tarafa bir mesaj iletmek isteriz. İşte bu mesaj, anlatının maksadıdır. Amacın çok olması dinleyici veya okuyucuyu sıkacağı için genellikle bir anlatıda tek bir maksat gütmek gerekir.

Amaç, anlatımı belirler. Bu durum da “kime neyi nasıl vereceğiniz” sorusunu akla getirir. Bu bakımdan dinleyici veya okuyucu kitlesinin sosyal, ekonomik, kültürel seviyesini iyi bilmek gerekir. Örneğin İç Anadolu’nun bir köyüne gidip “Havyarİ’ın nasıl yapıldığını” anlatmak başarısız bir anlatımdır ama Azerbaycan’ın Hazal Denizi kıyısındaki balıkçılara havyarı anlatmak verimli bir anlatımdır.

4. Anlatıcının Tavrı

Anlatıcı, anlatımda veya yazmada iki teknikten faydalanır:

  • Nesnel Anlatım: Anlatıcı veya yazar nesneyi / manzarayı / doğayı olduğu gibi aktarır.
  • Öznel Anlatım: Anlatıcı veya yazar nesne ve tabiata kendi yorumunu katarak anlatır.

İlk anlatımda anlatıcın tavrı çok ilgi çekmese de ikinci anlatımda anlatıcının tavrı önemlidir. Bu bakımdan şahsi özelliklerini en alt düzeyde tutarak dinleyici veya okuyucuyla bir olmak zorundadır. Hele ki soyut bir temayı aktarıyorsa buna âzâmi dikkat etmelidir. Temel anlatımda anlatıcı, okuyucu veya dinleyicinin düzeyine inebilmelidir.

Beden dili, ses tonu, jest ve mimikler ile bunların kontrolü anlatının tavrı konusunda girmektedir.

5. Anlatımın Özellikleri

Anlatım, herkesin ortak olduğu bir konuşma dilinde, sade, yalın ve akıcı bir şekilde olmalıdır. Okuyucuyu veya dinleyiciyi sıkmadan anlatılmak istenen net bir şekilde anlatılmalıdır. Anlatıcının ne demek istediğini anlamak okuyucu ve anlatıcı açısından önemlidir. Bu bakımdan anlatıma, yalnızca anlatıcının bildiği yabancı sözcükler ilave etmek, akademik veya terimsel konuşmak anlatımı verimsiz kılar. Olabildiğinde ortak dili yakalamak gerekir.

6. Anlatımının Oluşturulması

Bu durum en fazla yazıda sıkıntılıdır. Birçok yazar veya anlatıcı metin oluşturma sürecinde  sıkıntı yaşar. Oysaki dağınık bir metin dağınık bir anlatım demektir ve dağınık bir anlatımda mesaj, okuyucuya veya dinleyiciye gitmez.

Metin oluşturma bilgi ve deneyimler, veri – hayal   bağlantısını sağlamak, anlatım arasındaki köprüleri kurma  oldukça önemlidir. daldan dala atlanan bir yazı veya konuşma bir müddet sonra dikkat dağıtacaktır; bu bakımdan metinde sözcükler ve cümleler arasında yukarda bahsedilen köprüleri kurmak oldukça önemlidir.

Dil bilgisi bilmek, özellikle yazıda yaşamî bir değere sahiptir. Cümle kuruluşunda rol alan çekim eklerini tam manasıyla idrak etmek cümle kurmayı kolaylaştıracağından dikkat edilmelidir.

Metin veya konuşma esnasında anlatım bozukluğu yapılmamalıdır.

Metin bağlamı dikkate darılmalı, yazının akıcılığına zarar verecek herhangi bir cümle metinden veya konuşmadan derhal çıkarılmalıdır.

Metinlerde ikilemelerden, tamlamalardan, yinelemelerden, pekiştirmelerden faydalanmak metin için akıcılığı sağlar ama bunların da kurallarının bilinmesi gerekir. Aksi taktirde komik duruma düşürebilir anlatıcı veya yazarı.

7. Anlatım Türlerinin Sınıflandırılması

Metinler, paragraflardan oluşur. Sözcükler cümleleri, cümleler paragrafları meydana getirir. Bu bakımdan da her paragraf bir tümü temsil eder. Bir yazılı metinde olması gereken şey daha doğrusu en yaygın anlatım, her paragrafın bir yan fikri işlemesi ve genellikle sonuç bölümünde de yan fikirlerin ana fikri vermesidir. Bu parçadan bütüne varılan tüme varım yöntemidir ama tam tersi olan tümden gelim de uygulanabilir ; kısaca yazar ilk paragrafta ana fikri verip sonra bu ana fikre varmasını sağlayan yan fikirleri sıralayabilir. Her iki durumda da olması  gereken derli toplu bir anlatımdır.


Sözlü Ve Yazılı Anlatım Nedir? (Ek Bilgiler)

Sözlü Ve Yazılı Anlatım Nedir? sözlü anlatım nedir türleri nelerdir, yazılı anlatım nedir kısaca, sözlü anlatım nedir vikipedi, yazılı anlatım türleri ve özellikleri, yazılı ve sözlü anlatım şerif aktaş osman gündüz pdf, yazılı anlatım türleri nelerdir, sözlü anlatım türleri pdf, anlatımda hazırlık

  • Anlatım , temelde iki kişi arasında gerçekleşen bir iletişimdir. Bu iletişimde alıcı ve verici vardır. Bu iki kişi arasındaki iletişim, sözlü veya yazılı olarak gerçekleşebilir.
  • Tanıma göre anlatım : 1. Sözlü anlatım , 2. Yazılı anlatım olmak üzere iki türlüdür. Sözlü Anlatım nedir ? Anlatılmak istenen duygu, düşünce ya da hayaller söz ile anlatılır.
  • Önemi. Anlatım iki türlü yapılır; sözlü anlatım , yazılı anlatım .  Sözlü anlatım , ortak dili kullanan herkese anında ulaşır, hatta geri dönüşünü de alır.
  • Anlatım Nedir ?  Etkili bir sözlü ve yazılı anlatım "düşünme, dili kullanma ve yeniden üretme" gibi çağdaş eğitim sistemlerinin temel kavramları ve ilkeleri üzerine kurulmuştur.
  • Yazılı ve Sözlü Anlatım . Konusu 'Öğrenci Salonu' forumundadır ve wien06 tarafından 30 Ocak 2008 başlatılmıştır.  293 ÇTL. Yazılı Anlatım . Düşünce Türleri. MAKALE.
  • Sözlü Anlatım Kaça Ayrılır? Sözlü anlatımlar iki kısımda incelenir  Röportaj yazılı ya da sözlü olarak gazete, dergi, kitap ya da televizyonlarda görülebilir.
  • Yazılı Soruları. Ders Notları.  SÖZLÜ ANLATIM TÜRLERİ Konferans Söylev(Nutuk/Hitabet) Panel Forum Sempozyum Münazara Açık Oturum.
  • İnceleme,ister sözlü ,ister yazılı olsun,bir tartışma niteliği taşır.  Düşünce ve duyguların, başkalarına sözlü olarak bildirilmesine konuşma yada sözlü anlatım denir .

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir